25.03.2013:
Akvaryum Suyundaki Zararlı bileşenler
Sürekli
ağır metal tabirini kullanıyoruz. Peki, nedir bu ağır metaller? Hepsi
zararlı mıdır? Yoksa belirli miktarlarda faydaları var mıdır? Bu yazıda
ayrıntılarıyla ağır metalleri ve zararlarını anlatacağım. Elbette ki
bunlar 2 cümleyle özetlenemeyecek kadar geniş konular ancak biz sadece
hobi için geçerli olan kısmını bilsek yeterli.
Zamanında
yeryüzünde zararlı sayılabilecek düzeyde bulunmayan ağır metaller,
insanların toprakta daha derinlere inip madencilik faaliyetlerine
başladığından ve yaygın kullanım sahası oluştuğundan beri bu düzeylere
çıkmıştır.
Alüminyum
Normal şartlarda içme
sularında bile bulunabilen bir ağır metaldir. Zararı yüksek bir ağır
metal değildir ancak yüksek dozlarda maruz kalındığında sinir sistemine
zarar vermektedir.
Antimon
Henüz zararları açık bir şekilde tespit edilemese de kalp ritmini bozduğu kanısı yaygındır.
Arsenik
Belki
de en sık adını duyduğumuz ağır metal arseniktir. İçme sularındaki
ciddi artışları insanlar üzerinde daha da büyük tehlikelere yol açıyor.
Arseniğin gerçekten ciddi zararları var. Eskiden prensesler tenlerinin
beyazlaması için arsenik kullanırlarmış. Doğru arsenik ten beyazlatır
ancak bu güzelleştirici özelliğinden değil kan hücrelerimizi patlattığı
içindir. Alyuvarlar yani oksijen taşıyan kan hücrelerinin mitokondrileri
yoktur. Bu nedenle sadece oksijensiz solunumla enerji üretirler.
Buradan elde edecekleri enerji sadece 2 ATPdir. Arsenik vücuttaki
reaksiyonlarda fosfat aldatıcısıdır diyebiliriz. Fosfatın
bağlanabileceği hemen her şeye bağlanır. Bu sebeple arsenik vücuttaki
enerji üretimine ciddi bir kota koyar. Bir süre sonra enerjisiz kalan
kırmızı kan hücreleri ise infilak eder. Benzer bir şekilde arsenik
oksijenli solunumdan elde edilen enerjiyi de kısıtlamaktadır. Vücut 1
glikozu yakarak elde ettiği enerjiyi nerdeyse 5 glikozu yakarak elde
etmeye başlar. Arseniğin kırmızı kan hücrelerini patlatması sonucu vücut
fazladan kırmızı kan hücresi yapmaya başlar ve patlayan hücreler
nedeniyle de aynı anemideki gibi vücuttaki demir oranı giderek artar.
Bakır
Bakır
yaşam için gerekli iz elementlerden biridir. Vücutta stres
mücadelesinde rol oynayan gerekli elementlerden biridir ancak fazlalığı
ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu artıştan özellikle karaciğer
ve beyin etkilenir.
Baryum
Baryum doğada en az bulunan
ağır metaller arasındadır. Baryum suda çözünüp balıklar tarafından
yüksek miktarda alındığında ve vücutlarında biriktiğinde kasların
güçsüzleşmesine, beyin ve karaciğerde hasara ve kalp ritminin
bozulmasına yol açar.
Bizmut
Bizmut zararı düşük olan bir
ağır metaldir. Tatlı su balıklarına etkisi yoktur ancak tuzlu su
balıklarında çok yüksek dozlarda belirli bir miktar boşaltımla ilgili
sorunlar görülebilir.
Cıva
Cıva insanlar için çok
zararlı bir ağır metalken balıkları nerdeyse hiç etkilememektedir. Bunun
nedeni de balıkların cıvayı metil cıva olarak vücutlarında
biriktirmeleridir. Metil cıva balıklara zarar vermezken insanlarda ciddi
sorunlara yol açar. Bu nedenle insanların cıva alımları genellikle
balık yemek vasıtasıyla olmaktadır.
Kadmiyum
Kadmiyum
bilinen ve son yıllarda miktarı önemli ölçüde artmış çok zararlı bir
ağır metaldir. Kadmiyum genelde çinko ile kompleks oluşturur. Kadmiyumun
çapı kalsiyum çapına çok yakın olduğu için barsaklardaki kalsiyum
pompalarıyla beraber kana karışır. Kadmiyum çinko reaksiyonlarını da
engelleyici özelliktedir. Vücutta biriken kadmiyum iki şekilde birikir.
1.si böbreklerde birikerek böbreğin işlevini bozar ve çeşitli
hastalıklara sebep olur. 2.si ve balıkları da ilgilendiren yönü ise
kemiklerde kalsiyumla beraber yapı taşı olarak kullanılmasıdır. Kadmiyum
kalsiyumun yerine geçtiği için zamanla kemiklerde kırılgan bir yapı
oluşturur. Kadmiyum aynı zamanda üreme bozukluklarına da neden olur ve
kısırlık oluşur. Çinko reaksiyonlarını engellediği için de bağışıklık
sisteminin zayıflamasına neden olur. Aynı zamanda sinirsel iletişimi de
olumsuz yönde etkiler.Kadmiyum çevreye ve insanlara özellikle sigara
yoluyla yayılmaktadır.
Kalay
Kalay tehlikeli düzeydeki
ağır metallerdendir. Kalayın etkileri kadmiyum ve arseniğin etkilerini
çağrıştırmaktadır. Bağışıklık sistemi zayıflaması, karaciğer hasarı,
kırmızı kan hücrelerinin sayısının azalması, kromozomal bozukluklar
verdiği hasarların başında gelir. Ancak kalayın su yoluyla canlılar
arasındaki transferi oldukça azdır. Daha çok besinlerden birikim yapar.
Krom
Krom(III)insanların
ihtiyaç duyduğu bir iz elementtir. Ancak yüksek orandaki alımı toksik
etki gösterdiği gibi Krom (IV) de tamamen zararlıdır ve vücutta
kullanılmaz. Kromun verdiği zararların en başında karaciğer sorunları ve
bağışıklık sisteminin oldukça zayıflaması gelir. Aynı zamanda genetik
anlamda mutasyonlara neden olan ve kanserleşmeye ortam hazırlayan
durumları oluşturur.
Kurşun
Kurşunun kullanılışı
trajikomik bir yok oluşla beraber yaygınlaşmıştır. Batı Roma
imparatorluğu su borularını, yemek araç gereçlerini ve daha birçok şeyi
kurşundan yapmışlardır. Uzun yıllar sonucu vücuda her yoldan akın eden
kurşun Romalıların sonunu hazırlamıştır. Zaman içinde kadınlarda
doğurganlığın bozulması ve doğan çocuklarda meydana gelen mental
gerilikler ortaya çıkmıştır. Öyle ki, son Roma imparatorlarının
gerizekalı olduğu iddia edilmektedir. Bu sebeplerden ötürü Roma
imparatorluğu kolayca yıkılmıştır. Ancak bu yıkılışını nedeninin çok
sonra kurşun olduğu ortaya çıkmıştır. Mevcut bölgelerde kurşun oranı
yoğun olduğu zaman suyun pHı 7 nin üstüne çıkarılmalıdır. Aksi takdirde
kurşun suya çok kolay karışmaktadır. Benzer bir şekilde kalay da asitli
suya kolayca karışabilir. Kurşunun zararları, beyinde hasar, öğrenimin
düşmesi, doğurganlığın ve erkeklerde sperm yapımının ve kalitesinin
azalması, kan basıncında artış ve sinirsel iletiminde aksama olarak
özetlenebilir.
Nikel
Nikel zararlı etkisi çok olan bir
ağır metaldir. Nikel bitkiler tarafından biriktirilebilir ve özellikle
sigara dumanıyla birlikte taşınır. Nikelin balıklar için oluşturduğu
zararlar ise doğumda anormallikler ve kalp rahatsızlıklarını
tetiklemesidir. Aynı zamanda kanser yapıcı etkisi büyüktür.
Paladyum
Paladyum
çok rastlanan bir element olmasa da bazı bölgelerde ciddi oranda
bulunabilmektedir. Paladyumun bütün bileşikleri canlılar için oldukça
zararlıdır. Paladyumun başlıca zararları kan yapımını düşürmesi ve
karaciğerde kalıcı hasar oluşturmasıdır.
Platin
Platin
bir soy metaldir ve kolay kolay hiçbir şeyle reaksiyona girmez. Platinin
metal olarak bir zararına rastlanmamıştır ancak tuzları oldukça
zararlıdır. Başlıca zararları DNA da meydana getirdiği kalıcı
değişiklikler ve kanser, sindirim sisteminde meydana getirdiği hasarlar
ve etkilere karşı verilen tepkilerde bozukluklar olmasıdır. Aynı zamanda
platin tuzları vücutta hali hazırda var olan diğer ağır metallerin
toksisitesini artırmaktadır.
Skandiyum
Nadiren rastlanan ağır metallerdendir. Vücuttaki birikimi karaciğer yetmezliğine yol açar.
Stronsiyum
Stronsiyum
balıklar için zararlı bileşikler arasında sayılmayabilir. Çok yüksek
dozlarda stronsiyum tuzları alımıyla birlikte kemik gelişimlerinde
azalma gözlenebilir. Kaldı ki, suyla transferi oldukça az ve
önemsenmeyecek düzeyde olan bir ağır metaldir.
Genel olarak
balıklara zarar verebilecek olan ağır metalleri etkileriyle beraber
açıkladım. Şimdi ise bunlardan nasıl kurtulabiliriz sorusuna cevap
aramak gerekiyor.
Atık sulardaki ağır metallerin arıtımı özellikle
mikropsal hücrelerle yapılmaktadır. Burada iki amaç vardır. 1.si sudaki
değerli metalleri(altın, gümüş, platin vb.)geri kazanmak. 2.si ise suda
toksik etkisi bulunan ağır metallerden suyu arındırarak çevresel
kirlenmeyi azaltmak.
Başlıca ağır metal bağlayıcı canlılar bakterilerden Arthrobacter, Citrobacter, Enterobacter
ve
Pseudomonas; mayalardan Saccharomyces, Kluyveromyces ve Candida;
mantarlardan Neurospora, Penicillium, Aspergillus, Rhizopus ve
Pleurotus; alglerden Chlorella, Microcystis, Scenedesmus, Anabeana,
Ascophyllum türleri başlıcalarıdır. Ayrıca bazı sucul bitkilerden
Eicbbornia crassipes, Ipomoe aquatica, Iris pseudocorus, Azolla pinnata,
Lemna minor L. ve Salvina molesta metal biyosorbsiyonu yeteneklerine
sahiptir. Yine sucul olmayan tütün bitkisi de iyi bir ağır metal
toplayıcısıdır.
Mikropsal hücreler ağır metalleri hücre
duvarlarındaki şeker, protein ve yağ molekülleri sayesinde
tutabilmektedir. En etkili ağır metal tutucuları ise maya ve mantar
hücreleridir. Ancak özellikle bu tür bakteriler ve mantar hücreleri
hastalık yapıcı olduğu için bizim izleyeceğimiz yollardan biri asla
olmayacaktır. Sadece bilgilendirme amaçlıdır.
Sırayla;
Bakteri türleri özellikle,
Kadmiyum, Nikel ve Uranyum
Maya hücreleri özellikle,
Çinko, Bakır, Uranyum, Kadmiyum, Bakır, Kobalt ve Gümüş
Mantar hücreleri özellikle,
Nikel, Kadmiyum, Bakır ve Uranyum
Alg türleri özellikle,
Altın, Kurşun, Çinko, Kadmiyum ve Kobalt
Ve Bitki türleri özellikle,
Azolla Pinnata

Lemna Minor(su mercimeği)
Salvinia sp.

Kurşun, Çinko, Kadmiyum ve Cıva yı tutmaktadır.
Bu
yöntemler her ne kadar etkili olsa da etkisini uzun vadede
göstermektedir. Piyasada satılan su düzenleyicileri ise birçok ağır
metali etkin bir şekilde ve kısa sürede bağlayıp etkisiz hale
getirebilmektedir.Ağır metal içermeyen bir suda yaşayan balıkların daha
sağlıklı gelişeceği ve bedenen daha sağlam olacağı bir gerçektir.
Yazan:Onur Şahin
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
25.03.2013
Balıklarda Mukoza Tabakası
Balıklarda Mukoza
Balıkların vücutları oldukça dayanıklı bir tabaka ile kaplanmıştır. Bu tabaka alt ve üst olmak
üzere iki kısımdan oluşur. Üst deri içerisinde mukus salgılayan çok sayıda bez bulunmaktadır.
Mukus kaygan ya da yapışkan bir yapıda olup, balığın su içerisinde hızlı hareketini sağlar. Bu
sırada sürtünmeyi en alt düzeye indirir. Mukusun bir başka özeliği de hayvanı hastalık yapan
organizmalara karşı korur. Balıklarda üst deride keratinimsi bir tabaka mevcuttur. Bu tabaka
suyun vücuda girmesini engeller, balığın vücudundaki iç basınç ile dış ortam basıncının
dengelenmesini sağlar. Eğer bu tabaka olmasaydı, balık vücudundan içeri su girecek balığın
basınç dengesi bozulacak ve balık ölecektir. Balığın omurgası her canlıda olduğu gibi vücudun
dik durmasını sağlamaktan başka, yüzgeçler ile istemli hareket eden kasların bağlanmasını da
sağlayarak hareket etmeye yarar; kuyruğun son kısmını destekleyen yelpaze şeklindeki
kemiklerle sona erer.
Balıkların ağırlık merkezleri genellikle hava keseleri içinden geçer. Balıkta dengenin
bozulması halinde çift yüzgeçlerin çok küçük hareketleriyle balık yeniden dengeyi sağlayabilir
veya istediği pozisyonda durabilir. Çeşitli derinliklere uyum sağlama ise hava kesesindeki gazın
azaltılıp, çoğaltılmasıyla olasıdır. Balıkların diğer canlılara göre fazladan bir duyuları daha
vardır. Bunun aracılığı ile titreşimleri yarı hissedebilir ve yarı duyabilirler, yemlerinin yerini
veya düşmanlarının konumunu belirleyebilirler, su akıntılarının içerisinde yönlerini
bulabilirler ve suyun ısı ve basınç değişimlerini hissedebilirler. Yanal çizgi sayesinde
yakınındaki düşük frekanslı titreşimleri bile hissederler. Oldukça hassas olan duyu veya koku
alma organları sudaki kimyasalların hissedilmesine olanak sağlar ve bu şekilde yiyecek veya
diğer balıkları fark ederler. Balıklar soğukkanlı canlılardır, yani beden sıcaklıklarını bizim gibi
kontrol edemezler. Bu yüzden vücut sıcaklıklarının, içinde yaşadıkları suyun sıcaklığı ile aynı
olması gerekir. Aksi halde kısa zamanda ölürler. İllinois Üniversitesi'nde görevli bilim
adamları Antarktika'da donmuş sularda yaşayan balıklara rastlamış ve bunları
incelediklerinde bu hayvanların vücutlarında, vücut sıvılarının donmasını engelleyen bir
protein olduğunu keşfetmişlerdir. Balığın DNA'sına ayrıntılı bilgisi kodlanmış olan bu protein,
balığın vücudunu en soğuk sularda bile donmaya karşı korur. Kutup bölgelerinde yaşayan
balıklar, bu benzersiz koruma sayesinde, donmuş denizlerde yaşamlarını rahatlıkla sürdürür ve
bu dondurucu soğuktan etkilenmezler.-Peki kutuplarda yaşayan bu balıkların vücutlarında
antifriz görevi gören bu protein nasıl oluşmaktadır?-Donmayı engellemek amacı ile bir
proteinin tasarlanması ve bu proteini üretecek mekanizmayı balıkların vücutlarında kim
oluşturmuştur?Bu balıklardan, antifriz özelliği gösteren bu çok özel maddenin kimyasal
formülünü bulmaları ve kendi vücutlarında belli organları bunun üretimine ayırmış olmaları
tabi ki beklenemez. Bu proteinin yaratılması üstün bir aklın ürünüdür. Şüphesiz bu akıl ve
gücün sahibi her şey üzerinde hakim, sonsuz bilgi sahibi olan Allah'tır.Allah, yarattığı bu
harika canlılarla biz kullarına kudretinin ve ilminin sınırsızlığını göstermektedir.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
25.03.2013
Akvaryum Balıklarına Verilebilecek Canlı Yemler :CANLI YEMLERCanlı yemler balıkların iyi gelişmesinde ve üremesinde önemli yere sahiptir. Kaliteli markaların canlı yeme alternatif olarak piyasaya sürdükleri yemler bile canlı yemin yerini tutmaz. Balıkların canlı yemi iştahla tüketmesi görülmeye değerdir ve keyif vericidir.Ülkemizde canlı yem çeşidinin az oluşu ve kötü koşullarda satılması büyük bir sorun. Canlı yem kullanmamak pek çok kişi için bu sorunun çözümü olmuş malesef.TubifeksCanlı yem denildiğinde akla gelen ilk yem Tubifeks kurtlarıdır. Bu kurtlar genellikle kirli suların çamurlu zemininde yaşarlar. Bu nedenle akvaryuma hastalık taşıma riskleri vardır. Bu risk yemin satışa dek saklandığı koşulların kötü oluşuyla artar. Eğer akvaryum sahibi de yemin kullanımında hatalar yaparsa akvaryumda sorun yaşanması kaçınılmaz olur.Tubifeks kurtları uygun şekilde hazırlandığında canlı doğuran balıklarda ve Tetra türlerinde genelde sorun yaratmazken çiklitlerde kullanılmaları tavsiye edilmez.Artemia salinacanlı yemler içerisinde en değerlisidir. Larva iken tüm türlerin yavrularında, erişkin Canlı Doğuranlar ve Tetra'larda kullanılabilir. Yumurtaları kapalı tüpler veya kutular içinde satılır, hastalık taşımaz. Soğuk ve karanlık ortamda saklandığında yıllarca bozulmadan kalırlar. İhtiyaç duyulduğunda, yumurtalar iyi havalandırılan 26-28 C 'de tuzlu su içerisinde 24-48 saat bekletilip larva haline getirilirler. Erişkin halleri büyük balıklar, özellikle çiklitler için idealdir ancak erişkin halini bulmak çok zordur. Artemia özellikle balıklardaki kırmızı rengi kuvvetlendirir.Su piresi,yağmurlu mevsimlerde, toprak alanlardaki su birikintilerinde yaşar. Bu nedenle tüm yıl elde edilmeleri mümkün değildir. Hemen tüm balık türleri tarafından tüketilen su piresi balıkların renklerini de parlaklaştırır.Beyaz kurtlar,yüksek yağ içerikleri nedeniyle dikkatle kullanılması gereken, kondüsyon kazandırıcı yemlerdir. Evde hazırlanan düzeneklerde üretilebilirler. Ancak üretime başlamak için beyaz kurt temin edilmelidir. Az sayıda hobicinin elinde bulunan bu kurtlar malesef akvaryumcularda satılmamaktadır.Toprak solucanıçiklit besleyenler için iyi bir alternatif olabilir. Nemli topraklarda, özellikle yağmur sonrası kolayca bulunabilen bu solucanlar içlerindeki kumu atabilmeleri için dibinde kuruyup ölmeyecekleri kadar su bulunan bir kapta bir gün süreyle bekletilmelidir. Daha sonra balıkların boyuna göre bütün veya kesilerek verilir.Canlı yemler, seçimi ve hazırlığı doğru yapıldığı sürece artıları eksilerinden fazla olan bir yem çeşididir. Bu yemlerin kullanımıyla ilgili bilgiler edinmek yerine "hastalık yapar, akvaryumu kirletir" düşüncesiyle kullanmamak pek çok hobicinin akvaryumculukta ilerlemesini engellemektedir.Sivrisinekler larvaları
|
| 2010 © Atlas Akvaryum.http://www.cichlidforums.com/knowledgebase/idx.php/24/043/Chat-Logs/article/081207-Aquarium-Photography-with-finz.html |








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder